YAYLACIK YAYLASI
Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin kesişiminde bulunan Yaylacık Yaylası Yeşilce ve Topçam Yaylaları Turizm Merkezi sınırları içindedir. Denizden yükseltisi 1587 metre civarında olan yayla kayın, ladin, meşe, akgürgen, akçaağaç, kavak, yabani fındık gibi ağaçların oluşturduğu karma ormanla çevrilidir. Topçam Beldesinin Gebeme nahiyesi olduğu dönemlerde her Gebemelinin ladin kütüklerden, tahtalardan ya da taş duvarla yapılmış bir evi vardı Yaylacık Yaylası'nda. Yöre halkının önemli bir bölümü büyük kentlere göçmesiyle bakımsızlıktan çürmeye başlayan evlerden geriye birkaçı kalabilmiştir.
Kaleardı'ndan Karayalak'a doğru yürüdükçe önce mavi ya da beyaz çiçekli orkideleri, biraz daha yükseldikçe beyaz zambak tarlaları arasından geçtikten sonra Harmankaya'ya ulaşırsınız. Şansınız varsa orada sizi ya kartallar, karacalar ya da boz renkli ayılar karşılar. Yaban yaşamın en heyacanlı bölümü Harmankaya ile Soğuksu mevkii arasında başlar. Granit kayaların çatlakları arasında özgürce büyüyen Ladin ağaçlarının arasından çevreyi seyrettiğinizde Gölyanı yaylasındaki gölün, Kabaktepe eteklerindeki kayın ormanının ya da Köşe Obası görünümünün büyüsüne kapılısınız.
|
|
 |
Sonbahar aylarında, kışın habercisi gibi her yanı mor çiçekleriyle süsleyen acıçiğdemler; ilkbahar aylarında, baharın müjdecileri gibi yerden fışkıran bembeyaz sakarcalar, yaz aylarında sarı göbekli beyaz kiprikli papatyalar, insan boyuna yaklaşan mis kokulu lilyumlar Yaylacık Yaylası'nı öteki yaylalardan farklı yapmaya yeter de artar bile...
Topçamlıların yaylacılık yaptığı dönemlerde koyun, keçi gibi küçükbaş; inek, öküz, manda gibi büyükbaş hayvan seslerinin köpek havlamalarına karıştığı dönemlerde Yaylacık Yaylası'nın her tutam otu değerlendirilmekteydi. İlkbaharın ilk aylarında ilk göçülen yayla Kızılağaç Yaylası olduğundan, yaylacık yaylasının otları kimi yerlerde insan boyu kadar büyüyebilmekteydi.
|
Tırpancılar marifetiyle otlar biçilip kurutulduktan sonra yığınlar biçiminde istiflenerek Yaylacık Yaylası'nın kördumanından korunmaya çalışılırdı.Yaylanın üstünü beyaz pamuk kümeleri gibi kaplayan sis tabakasına'körduman'denmesi, çoğunlukla bir metre yakınındakini bile görerek tanımakta çekilen güçlükten kaynaklanmaktaydı. Yaylayı körduman bastığında anneler çocuklaını, çobanlar koyunlarını, kuzularını korumak için daha dikkatli olunmasını gerektiğini geçmişte yaşanan acı olayların deneyimleriyle çok iyi bilmekteydiler. ''Kurt dumanlı havayı sever'' özdeyişi, sanki Yaylacık Yaylası için söylenmiş gibiydi. Kördumanın egemenliği ele geçirdiği günlerde kurt sürüleri de koyun ya da kuzu sürülerine saldırarak çok sayıda hayvanı parçaladığı bilindiğnden olsa gerek, sürü çoğunlukla iki yanı yüksek kayalarla çevrili bir yanı uçurum olan İskolos (Kuzulukyanı) boğazındaki ağılda korunurdu.
|
 |
|