YAZILARIM

AFFETMEK

Bir akşam iş yerinden evine dönüyorsun. İçeriye girdiğinde sevdiklerinden birisinin yaşamına son verildiği haberini alıyorsun. Önce hiç düşünmeden, düşünemeden çılgına dönersin. Böyle bir sonucu kabul etmek istemezsin. Aklın ve mantığın bittiği bu anda, sadece duygularının egemenliği altında hareket etmeye başlarsın. Ağlarsın, haykırırsın. Dizlerini, ardından duvarları yumruklarsın. Saçlarını yolarsın tutam tutam. Önce "Neden ben de başkaları değil?" diye sızlanırsın.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

AH ŞU BİZİM COĞRAFYA

Coğrafya deyince aklımıza ilk gelen ülke, bölge, doğal çevre, kuzey-güney, doğu-batı, nüfus yoğunluğu, tarım ürünleri, iklim,  yer altı ve üstü değerleri olur. Kolay kirletilebilen, hızlı değiştirilebilen, egemen güçlerin kararıyla paylaşılabilen; uzun süreçte kaybolabilen olduğunu bilmemize karşın, modası geçmeden kullanmamız gereken giysimiz kadar önemsemediğimizdir coğrafya...
Buraya tıklarsanız 
devamını okuyabileceksiniz..

ÇAĞDAŞ İNSAN OLMAK

İnsanlar, yaşama biçimlerinin önemli farklılıklar gösterdikleri zamanları diğer zamanlardan ayırmak için çağ kavramını kullanmışlardır. İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ gibi ayırımların dışında; Çağlar öncesi, Atom Çağı, Bilim Çağı gibi zaman bölümleri de yakın zamanlarda ortak kabul görmüştür. Bir çağın bitimi ve diğer çağın başlaması kesin tarihlerle belirlenemez. Bu bitiş ve başlama, süreç içinde; bazen hızlı, bazen yavaşça olmuştur.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

DAVOS NE Kİ ?

Güneşli günleri çok kıyılarımızın kumsallarında, sırtımızı güneşe yarı çıplak dönüp yatarken, hep Karadeniz gezilerinin planlarını yapıyorduk. Sonunda, bu hayallerimizi gerçekleştirmek için,  Karadeniz bölgesini çok iyi tanıyan ve bu yörede tatil yapmayı seven bir yol göstericiye kuvvetle ihtiyacımız olduğunu anladık. Doğal olarak aklımıza hemen Fotoğraf Sanatı Kurumu kurucu başkanı, Karadenizli hemşehrimiz Dursunali Sarıkoç geldi. Önerimizi olumlu karşılayacağını biliyorduk. Öyle de oldu. Birlikte iyi bir gezi yaptık.
Buraya tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz..

DOĞRU ve YANLIŞ

Konuşurken ya da yazarken “yanlış” ve “doğru” sözcüklerini çokça kullanırız. Öğretmenler öğrencilerine, ebeveynler çocuklarına, komutanlar astlarına ve rütbesiz askerlere, patronlar çalıştırdıkları işçilere, sivil bürokratlar aynı kurumda görev yapan memurlara, eğitimliler eğitimsizlere; “Yaptığın yanlış”, “Söylediklerin yanlış”, “Yaşama biçimin yanlış”, “Düşüncelerin yanlış”, “Kararın yanlış”, “Gittiğin yol yanlış” ya da “Değerlendirmelerin yanlış” diyerek rahatlıkla konuşabilmektedirler.   
Buraya tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz..

DÜNYA BARIŞI

Dünyada bazen yerel, bazen genel olmak üzere sürekli savaşlar olmuştur. İki büyük dünya paylaşım savaşından sonra, sosyalist devletlerle emperyalist devletler arasında soğuk savaş dönemi yaşanmıştır. SSCB nin dağılmasından sonra, yeni kutuplaşma olarak medeniyetler arası çatışmanın (Samuel P. Huntington'un medeniyetler çatışması tezi) hızla büyüyeceğini iddia edenler çıkmıştır.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

FARKLILIKLARIN KESKİNLEŞTİRİLMESİ

  Osmanlı devleti imparatorluk olma sürecinde millet sistemini tercih etmiştir. 15. yüzyılda İmparatorluk, Müslüman unsurların dışındaki Rum Ortodoks, Ermeni ve Musevi inancına sahip olanları farklı milletler olarak görüp, aralarındaki farklılıkları hatırlatan, koruyan, geliştiren, netleştirip keskinleştiren ve aynı zamanda resmileştiren yönetim biçimini uygulamaya başlamıştır.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

HAYRET

Geçen yılların birinde, kurduğu siyasi partinin genel başkanı olan emekli generallerden birisi yayın kurulunda bulunduğum gazeteyi ziyarete gelmişti. Sohbetin en önemli konuları arasında  'ÜLKENİN  SORUNLARI KARŞISINDA ASKERLERİN YERİ' vardı. 
Buraya Tıklarsanız 
devamını okuyabileceksiniz ...

MESUDİYE KURULTAYI VE TURİZM

Türklerin Müslümanlıktan önce yaşadıkları dönemde feodal devletin bir tür karar ve danışma meclisine kurultay deniyordu. Bu dönemlerde kurultaya sadece beyler katılabilir ve herkes toplumsal statülerine uygun yerlerde oturabilirlerdi. Kurultaylarda devlet sorunları tartışılırdı. Ancak son söz hükümdarındı. Türklerin Müslümanlığı kabulünden sonra göçebe feodal yapısından merkezi devlet yapısına geçince, kurultay yerine divan kurumu yerleşti.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

MİLLİYYETÇİ VE MUKADDESATÇI

Yazmanın zor iş olduğunu çoğu kez kabul etmek zorunda kalmıştım. Bunu iyi bildiğimden olacak ki, yazmak için ne zaman bilgisayarı açsam, hemen resim yapmaya çalışıyorum. Biraz da tembel olmamdan kaynaklanıyor olmalı, resim yapmak için de bilgisayarın paint programını tercih ediyorum. Haberleri internet aracılığı ile öğrenmeye çalıştığımdan gazete ve dergi almıyorum.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

ORDU'NUN DERELERİ 

Ozan "Ordu'nun dereleri aksa yukarı aksa. Vermem seni ellere ordu üstüme kalksa." diyerek sevdiğini elinden almaya kalkışanlara karşı doğa üstü bir başkaldırı yapmıştır.  Ordulular geçmişte olduğu gibi günümüzde de sevdiği insanı, hayvanı, yaşadığı ortamı aynı kararlılıkla ve duygularla kötülere karşı korumaktadır. Bölünmüş Karadeniz Sahil Yolu'nun yapımında koyların yok olmaması için verdikleri mücadele başarıya ulaşmış ve Doğukaradeniz Bölgesi'nin kıyı yıkımı Ordu sahillerinde önlenebilmiştir. Göç süreçlerinde kuğuların bile konaklamak için Ordu sahillerini tercih etmesi yöre insanının doğayı ne kadar çok sevdiğinin göstergesi sayılabilir.
Buraya tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz..

OYALAMACA

Bizim zamanımızda köy öğretmeni, ders saati içinde önemli bir işi çıktığı zaman; öğrencilerine, sonucu kesin olarak veya çabucak bulunamayan veya onları belirli bir zaman oyalayacak bir soru sorar ve dışarıdaki işine giderdi. Böyle sorulara birkaç örnek verelim:
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

SAKIN KORKMA

Temmuz ayı boyunca gökyüzünde kara veya gri bulutlar dolaşıp durdu. Ara sıra bile olsa kara bulutlar ardındaki güneşin ışınlarının bir bölümünün üzerimize düşmesi için dileklerde bulunup durduk. Ne yazık ki dileklerimizi duyan bir güç olmadı. Hep kara bulutlar, hep gri bulutlar; ara sıra koyu olmasa da koyuya yakın sis dalgalarının altında yaşamımızı sürdürme zorunda kaldık.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

SAVAŞ OLMASIN ÇOCUKLAR ÖLMESİN

İran-Irak savaşı yıllarında, İranlı bir öğrencime "Niçin Savaşıyorsunuz" diye sormuştum. Aldığım yanıt "Bilmiyorum" olmuştu. Ben de "Akıllarını kullanamayanlar, silahlarını kullanırlar" dediğimde; unutmamak için, cebinden çıkardığı not defterine, büyük harflerle bu sözü kaydetmişti.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

TERÖR

Hayvanlar arasında, bitkiler arasında, insanlarla hayvanlar, insanlarla bitkiler ya da hayvanlarla bitkiler arasında sürekli savaş hali olmasına karşın, savaş denilince akla ilk gelenin insanların organize ettiği kendi aralarındaki savaşların olması düşündürücüdür.
Buraya tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz..

YANGIN

Yanmaya uygun olan maddelerin bulunduğu her yerde, yanma koşulları olgunlaştığında  herhangi bir nedenle yangın çıkması olasıdır.
Buraya Tıklarsanız   devamını okuyabileceksiniz ...

YARDIM VE YARDIMLAŞMA

İnsanlar yıllar boyunca yaşamlarını kolaylaştırmak için yardım ve yardımlaşma yollarını ve yöntemlerini araştırmışlardır. Oğuz Han 40 gün 40 gece eğlence düzenleyip, halkını yedirip içirmiş ve sonunda ülkesini oğulları arasında paylaştırmıştır. Eski Türk boylarında, yağmalı toy denilen bir gelenek vardı. Hakanlar bu geleneğe göre, yılın bazı günlerinde, halkına görkemli şölenler verirdi.
Buraya Tıklarsanız devamını okuyabileceksiniz ...

  • Savaş Yapmadan Gezebilirsiniz.

  • Eğitim Yazıları

  •