Tansiyonun yüksek ise kapıya yakın dur...

ŞAM (Damascus)

 

Şam’a vardığımızda akşam karanlığını yırtan vitrin ışıkları çoktan yanmıştı. Şehir merkezine ulaşabilmek için, içinde orta yaşlı bir bey ile ilki genç kızın bulunduğu bir otomobili durdurdum. Çeşitli yöntemler kullanarak sonunda sorunumuzu anlattığımda önde oturan genç kız ingilizce anlatmak istedi olmadı, orta yaşlı bey Fransızca anlatmak isdedi olmadı. Ardından Ercan arkadaş Almanca konuşmak istedi yine olmadı. Eşim lise yıllarında öğrendiği bölük pörçük İngilizcesiyle konuşarak, ilerdeki kavşaktan sola dönmemiz gerektiğini anlayınca, otomobilin arkasında oturan genç vedalaşma selemı olarak yüksek sesle ‘Van Münit’ diyerek gülümsedi.

Kavşaklardan birisinde görev yapan trafik polisinden aldığımız yardım ile ilk bulduğumuz otelin önünde durduk. Deynekçilik yapan kürt asıllı Suriyelinin yönlendirmesiyle otomobillerimizi  pak edip, birlikte birkaç yıldızı olan otelin lobisine çıktık. Odaların temizliğini denetledikten sonra pazarlık yaparak her oda için 40 Amerikan doları karşılığında anlaştık. Deynekçiye de bahşiş vererek odalarımıza yerleştik. Bir an önce Şam sokaklarının gece yaşantısını görmek için renkli ışıkları bol meydana açılan caddelerden birisine girdik.

Yürüyüş yönümüzü belirleyen renkli vitrin ışıkları olmuştu. Karşımıza çıkan sokak satıcıların en tipik olanı seyyay mırro satıcısı oldu. Kararımızı beklemeden ibrikten doldurduğu mırro fincanını Ercan arkadaşın eline tutuşturulmuştu satıcı. İlk yudumda yüzünün aldığı şekilden devamınnı içemeyeceğini anlammış olmanın kurnazlığı ile ercan arkadaşa sataşmaya başlayıca, fincanda kalan bölümünü cadde kenarındaki ağacın dibine döktüğünü gördüm.

Bulunduğumuz bölgede alkollü içecek satan bir tek iş yeri vardı. Raflarda gösterime sunulan alkollü içeceklerden viskilerin, şarapların, biraların ve Suriye rakısı Arak’ın fiyatlarını incelemeye başladık. Türkiye’deki alkollü içecek fiyatlarını düşününce, şaşkınlığımızı gizleyemedik. Yetmişlik JB markalı viskinin fiyatı 250 suri yani yaklaşık olarak 10 Türk lirası civarındaydı ama şaraplar çok pahalı sayılırdı. Efes birası Ankara fiyatlarına eşdeğerdi. Malibu şişesinin etiket fiyatını görünce, hiç tereddüt etmeden bir şişe JB ile bir şişe malibu alarak oradan ayrıldık.

Biraz ileride kız ve erkek gençlerin kümelendiği meyve salatası ve meyve sularının karışımından yapılan içeceklerin satıldığı yere  yöneldik. Beyaz başörtülü genç kızlardan birisi sevgi dolu ışıltılı gözlerle gülümseyerek ‘Ben Türkmenim. Yardımcı olabir miyim?’ dedi. Bulunduğumuz ortamda konuşabildiğimiz halde ‘dilsiz’, duyabildiğimiz halde sağır gibi yaşamaktan kurtulmuş olmanın mutluluğu ile sohbeti ilerletmeye başladığımız bir anda, çeşitli meyve sularının karışımı ile yapılan içeceklerin içine malibu ekleyarak ikram eden Ercan arkadaşa ‘Bu güzel kız da sizinkilerden’ diyerek yeni söyleşi konusu açmaya çalıştım.

Gezimizin ikinci gününü, güzel Türkmen kızının önerileri doğrultusunda değerlendirmek için otelden ayrıldık. Türkmen kızı gezmemiz gereken yerleri arap harfleriyle bir kağıda yazarak bize vermişti.  ‘Bu yazıları kime gösterseniz size tarif eder. Aslında ben sizi gezdirirdim ama, yarın işe gitmem gerekiyor’ demişti. Biz de önerilere uyarak önce Hamidiye çarşısını, ardından da Emeviye camisini gezdik.

 İstanbul’daki Kapalı çarşı ile Suriye’deki Hamidiye çarşısını karşılaştırmak haksızluk olur.  Hangisi daha büyük, daha güzel, daha özgün ya da daha arabesk derseniz, verilecek yanıt ‘İstanbul ile yarışılmaz’ olur.

Günümüzde çoğu insanın ekmek kapısı olan turizm burada da belirgin biçimde gözlemlenebiliyordu. Hamidiye çarşısının esnafı, seyyar satıcıları ya da turist rehberliği yapmak için yarışan gençlerin yanında çocuk yaştaki Türkmen kızların bile turizm gelirlerine umut bağlaması ilgi çekiciydi.

Emeviye camisinin kuzey kapısından cami avlusuna girerek fotoğraf çekmeye başladığımda, birkaç görevli bilet alarak içeri girmemiz gerektiğini söyledi. Bilet gişesinin yerini sorduğumda Türk olduğumu anlayan görevliler bizim bilet almadan girebileceğimizi beden diliyle anlatıp yanımızdan uzaklaşmaları, Türklerin ve Türkiye’nin Suriye için ne kadar önemli olduğunun kanıtı olarak görülmekteydi.

Kara çarşaflı giysilerinin arasından sadece gözleri zor zar seçilebilen İranlı turistlerden aradığını bulamayan bir genç yanımıza yaklaşarak, düzgün bir Türkçe ile 'yardımcı olmak' istediğini söyledi. Bir günlük turist rehberliği karşılığında kaç lira ödememiz gerektiğini sorunca ‘Siz ne verirseniz’ demesine karşın 10 dolar karşılığında anlaştık. Ali’nin dedesi Osmanlı İmparatorluğu'nun bunalımlı yıllarında Mardin civarından akrabalarıyla birlikte  göçerek kendince emin bir liman olacağını düşündüğü Şam’a yerleşmiş.

Ekonomik durumları hiçbir zaman iyi olmamış. Babası ölmüş, annesine ve iki küçük kardeşine bazen piyango bileti satarak, bazen de turist rehberliği yaparak bakıyormuş. Abbasiler döneminde kamu hazinesini korumak üzere Cami avlusundaki sekiz sütun üzerine yapılmış olan Hazine Kubbesi hakkında konuşmadan geçmesi, Ali’nin bölge ile ilgili pek bilgisi olmadığının beleitisiydi. Haçlı ordularını yenen Selahaddin Eyubi ile Türk hava şehitlerinin mezarlarını ziyaret ettikten sonra Kapalı çarşıya tekrar döndüğümüzde iki şirin Türkmen kız çocuğu yolumuzu kesti.

Üsteğmen Nuri , Yüzbaşı Fethi, Üsteğmen Sadık

Gerçek ipek şal ve atkıların en ucuza satıldığı yerleri bildiklerini, bizi oraya götürmek istediklerini birbirleriyle yarışark anlatmaya çalışıyorlardı. Ali, aynı yeri kendisinin de bildiğini  söyleyerek kız çocuklarını yanımızdan uzaklaştırmaya çalışınca çocuklar dilenci yakarışı sayılabilecek sözler söyleyerek yardım istemeye başladı.

 Çocukları kırmadan, yaptıkları işin iyi olduğunu ancak, yardım istemenin yanlış olduğunu söyleyince Türkmen kızlardn birisi ‘Biliyorum amca. Dilenmek ayıptır’ dyerek bizi uzaktan izlemeye başladılar. Türkiye fiyatlarının yarsı oranında harcama yaparak aldığımız ipeklileri paketlerken Türkmen kızlar uzaktan ‘Gülegüle, iyi günlerde kullanın’ diyerek el sallamaya başlayınca, Ercan arkadaş okul harçlığı sayılabilecek paraları ellerine sıkıştırıyordu....

Devamını okumak için tıklayınız ...

  • Savaş Yapmadan Gezebilirsiniz.

  • Yurt Dışı Gezilerim

  •  

    Avusturya

    Belarus

    Bulgarista

    Gürcistan

    İran

    İsviçre

    İtalya

    Macaristan

    Mısır

    Polonya

    Romanya

    Rusya

    Slovakya

    Sırbistan

    Surye

    Tayland

    Ukrayna

    Yunanistan