Tansiyonun yüksek ise kapıya yakın dur...

İTALYA PARADİSO 2013

 

Gecenin ilerleyen saatlerine doğru benim de kaygılarım çoğalmaya başlayınca yetmişini çoktan devirmiş işletmenin yöneticisi olan ak saçlı kadının kapısını tıklatarak beden dilini kullanıp buranın güvenli olmadığını ve kamp yerinden ayrılacağımızı anlatmaya çalıştım. Kadıncağız neyi nasıl anladı bilemem ama 17 euromuzu hemen geri verdi.

Saatin 23 ü gösterdiği bir zamanda koca vadideki lüks yazlıkların arasındaki asfalt yol boyunca ilerlerken daha önceden belirlediğimiz kamp yerlerini araştırmaya çalıştık ama o saatte kim yitirmiş de biz bulalım. Her zaman olduğu gibi Evliya Hüseyin Efendi Dedem burada da yardımımıza yetişti. Lise çağlarındaki beş genç baraj setinin üzerindeki yoldan yanımıza doğru yaklaşınca biraz Türkçe, biraz İtalyanca, biraz Fransızca, biraz İngilizce sözcükler kullanarak anlaşmaya başladık.

Birisi koşarak aşağıdaki kamp yerine gitti. Geri dönünce sezonun açılmamış olması nedeniyle kap yerinin kapalı olduğunu öğrendik. Park yerinde gecelersek ne olur demeye çalışırken içlerinden en cevval olanı sorun olmadığını anlattı. Biz de o gece yüksek ağaçların altındaki bol ışıklı otoparkta uyku tulumlarımıza sarılarak güzel bir uyku çektik.


Bu gün baraj gölü kıyısında 5 km yürüyüş yaptık. İki kişi balık tutmaya çalışıyordu. Bizi görenlerden birisi sohbet için başlangıç yaptı ama Türkçeden başka dil bilmediğimizi anlayınca sukutu hayale uğradı. Hemen karşı atağa geçtim ve buralarda çadır kurabileceğimiz kamp yerinin olup olmadığını sordum. Nasıl mı? Önce kendimi tanıttım ‘İstanbul, Türkiş’ dedim. Elimle çadır işareti yapıp ‘kamping’ dedim ve sağı solu gösterdim. Akıllı İtalyan ihtiyacımı hemen anladı ve işaretle kamp yerini gösterdi.

İtalya'nın özerk bölgelerinden birisi olan Aosta Vadisi her anlamda olması gerekeni bulmuş gibi gözüküyordu. Her taraf cennetten köşeymiş gibi tertemiz ve düzenliydi. Buradaki turizm sezonunun açılması için en az iki hafta daha beklenmesi gerekiyormuş. Bu nedenle olacak, bizden başka kamp müşterisi yoktu. İyi ki yokmuş. Her yer bize aitmiş gibi oldu.

 


Cima di Courmaron zirvesinin eteklerindeki Camping Villa'nın çayırları üzerine çadırımızı kurduk. Üzerinde  Boffa Angelo Dolcetto  D’alba yazan kırmızı şarap şişesinin mantarını açarken çıkardığı ses yanı başımda Fırtına Deresi gibi akan suyun sesine karıştı. İkinci kadehten sonra doruklarını ince sis bulutları arasında saklamaya çalışan Alp dağlarının ilk örnekleri arasındaki Corno Bienco ve Colle Crocetta zirvelerinin yamaçlarına sıkışmış kar kümelerini seyretmeye başladım.


Bir ara 'Bu ulusal parkda olup da Yeşilce ve Topçam Yaylaları Turizm Merkezi'nde olmayan ne var?' diyerek düşünmeye başladım. Ladin, Kavak, çam, yabani fındık, yabani kiraz, çınar, meşe, kestane, dişbudak, kayın gibi ağaçlar var.
Üvez ağacı, orman gülleri, yaban mersini, ahududu, yabani çilek, ak zambak, lilyum, çan çiçeği ve benzerleri var. Ayı, kurt, domuz, tavşan, tilki, karaca, çakal, porsuk, köstebek, kartal, atmaca, bülbül, alabalık, sazan, ördek, balıkçıl, alayılan, karayılan, engerek, kör yılan bie var. Dağlar, dereler, ırmaklar, şelaleler, mağaralar, dumanlı yaylalar var.
Peki ne yok?
Yanıtını buldum da söylemeye gücüm yok...


18 Haziran 2013

Gezinin Courmayeur bölümü için tıklayınız ...
Gezinin Milano bölümü için tıklayınız ...
Gezinin Pisa bölümü için tıklayınız ...
Gezinin Rapallo bölümü için tıklayınız ...
Gezinin Roma bölümü için tıklayınız ...

 

  • Savaş Yapmadan Gezebilirsiniz.

  • Yurt Dışı Gezilerim

  •  

    Avusturya

    Belarus

    Bulgarista

    Gürcistan

    İran

    İsviçre

    İtalya

    Macaristan

    Mısır

    Polonya

    Romanya

    Rusya

    Slovakya

    Sırbistan

    Surye

    Tayland

    Ukrayna

    Yunanistan