Tansiyonun yüksek ise kapıya yakın dur...

Brindisi - Pompei - Napoli 2012


Yunanistan'ın Ugaumentesa limanından İtalya'nın Brindisi limanına geldiğimizde kısa süreli pasaport denetiminden sonra yönümüzü Taranto kentine çevirdik. Bu ülkede otoban ücretleri pahalı olduğundan bölümmüş karayollarını tercih etmemiz gerektiğini iyi biliyorduk. Ayrıca ikinci ve çok önemli bir gerekçemiz daha vardı. Otoban yolculuğunda otomobillerin hız limiti 130 km/sa olduğundan dikkatimin tümünü yol güvenliğine vermem gerekiyordu ve bu nedenle çevreyi seyretme olanağından yoksun kalıyordum.

Bölünmüş yolun güvenliği de iyi olduğundan kısa sürede 2.6.2012 tarihinde Pompei şehrine geldik. Daha önceden hazırladığım yolculuk defterindeki adres bilgilerini htc marka cep telefonu nevigasyonuna kaydettiğimden güçlük çekmeden şehir merkezine ulaştık.

Üstü açık, siyah, lüks sayılabilecek bir otomobilin yanında sohbet eden yakışıklı iki İtalya gencine uluslararası evrensel dil ile Spartaküs Kamping'in yerini sorduğumda aynı dil ile kendilerini izlememizi anlattılar.

Danışmadaki genç görevli İtalyanca, İngilizce, Fransızca ve Almanca biliyordu ama uluslararası evrensel dili bilemediğinden, hayli uğraştıktan sonra 34 € ödeyerek portakal ağaçlarının altına çadırımızı kurabildik.

Pompei'nin tarihini, geçmişte yaşanan trajediyi bilmeyen aydın yok gibidir. Kampın giriş kapısından başlayarak yol  boyu izlediklerimiz o anların ürkütücülüğünü anımsatmaya yetiyordu. Yanlış kapıdan girdiğimizi bir küme insanın Türkçe konuşmasından anladığımızda iş işten geçmiş olduğunu anladık. Emekli olduktan sonra bile çalışmaya devam eden bir Çorumlunun Pompei'de bizi kıskanmasına sevinerek oradan ayrıldık.

Katedrale yaklaşınca akşamın serinliğinde ellerinde mumlarla ilahi söyleyen topluluğun yanında biz de yürümeye başladık. Katedralin gece fotoğraflarını çektikten sonra kamp yerine ulaştığımızda 70 yaşlarında bir İngiliz yanımıza geldi. Belli ki otomobilimizin plakasından Türkiyeli olduğumuzu anlamış. İstanbul, Marmaris, Kapadokya, Datça diyerek doğu Anadolunun dışındaki bütün turizm merkezlerini gezmiş olmanın heyecanı ile konuşmaya çalışıyordu. Gezi planımızı anlayınca oto karavanına giderek Avrupa Kamp Rehberi kitabını getirdi ve Romanın en iyi kamp yerinin adresini verdi. Pompei'ye gelinir de Vezüv yanardağına gidilmez mi? Gidilmez işte. Napoli ile Vezüv arasında tercih yapma durumunda Napoli önceliği alınca otomobilimizin tekerleri bizi yapım aşamasında olan otoyolda kural tanımaz Napolilerin arasından geçerek yılların yıprattığı taş parkelerle kaplı yollardan 1279-1284 döneminde Sicilya kralı I.Carlo tarafından yaptırılmış olan Castel Nuova Şatosuna getirdi.

Bayan trafik polisinin yardımıyla şato yakınındaki otoparka gelerek otomatik bilet kutusundan 2 saatliğine 2 euroluk bileti aldık. Sokaklardaki göçmen Afrikalı, dilenci ve seyyar satıcıların arasından geçerek Piazza Plebiscito ve Napoli Krallığı Sarayının bulunduğu yere ulaştığımızda İmparatorluk kavramını daha iyi anlamaya başladık.

Şehir merkezindeki meydanı çevreleyen tarihi yapılar, iri taşlarla döşeli daracık sokaklar ve San Elmo kalesinden Capri adasına doğru bakınca insanı büyülemeye yeten Napoli Körfezi Roma İmparatorluğu'nun yönettiği köle emeğinin büyüklüğünü anlatmaya yetiyordu.

Yapımı 1900 yılında tamamlanan 'Galeri Umberto' kapallı çarşısındaki işyerlerinin çoğunnun kapalı olmasına bir anlam veremeden solgun akşam güneşinin altın rengine boyamaya çalıştığı heykellerin fotoğraflarını çekmekmeye başladım.

Gezinin Courmayeur bölümü için tıklayınız ...
Gezinin Milano bölümü için tıklayınız ...
Gezinin Pisa bölümü için tıklayınız ...
Gezinin Rapallo bölümü için tıklayınız ...

  • Savaş Yapmadan Gezebilirsiniz.

  • Yurt Dışı Gezilerim

  •  

    Avusturya

    Belarus

    Bulgarista

    Gürcistan

    İran

    İsviçre

    İtalya

    Macaristan

    Mısır

    Polonya

    Romanya

    Rusya

    Slovakya

    Sırbistan

    Surye

    Tayland

    Ukrayna

    Yunanistan