kavala

YUNANİSTAN   2014   Kavala

Önceki yıldan edindiğimiz deneyimle boş yakıt deposuuyla sınırı geçmiştik. Yunanistanın kötüleşen ekonomik durumunu dikkate almamış olduğumuzdan, geçen seneki fiyatlara aldanmış olduk.Yunanistan’da dizel fiyatı 1.759€. Yaklaşık 5.25Tl. Türkiye’den pahalı, Türkiye’de 4.39 Tl idi. Birinci saatte otoban ücreti olarak 2,5 € verince ilk fırsatta otobandan ayrılarak Kavala’ya geldik.

Yayalar için bir karış yol bile ayrılmadan dökülen asfaltın kıyısında kamp yazısını görünce hemen sola yaklaşarak kampingin giriş kapısında durakladım. Savaş sonrası filmlerde kullanılan platformlar gibi duran yapılara, çoğu yeri karamış direklerdeki paslı örgülü telle çevrili yüksek ağaçların altındaki harap olmuş patikanın bitiminde hüzünlü ege denizini görünce, bir ülkenin ekonomik çöküşünün ne anlam taşıdığını daha iyi anlamış oldum.

Denizi solumuza alarak olabildiğince yavaş hızla Kavala’nın cadde ve sokaklarını geçtikten sonra, yüksek ağaçların arasına saklanmış küçücük bir koya yerleştirilen kamp yerini gördük. Hem şehir plajı hem de kamp yeri olarak hizmet veren Camping  Batis Beach temiz, düzenli ve huzur verici gibi gözüktü bize.

Bir yetişkin insan için 6€, otomobil için 6€, Çadır için 4€ olmak üzere 22 € ödeyerek tuvaletlerden uzak, çeşmeye yakın bol gölgeli bir yere çadırımızı kurduk. Tıka basa gençlerle dolu plajın kumsalında köylü kadınlarının ekmek pişirmede kullandıkları oval tahta kapaklara benzeyen raketlerle tenis oynuyordu çoğunluk. Hastalık gibi bir tutku egemendi hepsinde.

Ayrıca elektrik ve internet ücreti ödemek istemediğimizden gece hayatını tanımaya karar vererek şehre geldik. Yunan, Ermeni ve Avustralya halk oyunlarını izledikten sonra,  sunucunun konuşması sırasında zor zar anladığımız Anatoli, Bitlisi sözcüklerinin geçtiği sunumdan sonra yeni ekip sahneye çıkmaya başladı. Kadınların başlarındaki başlıklara iki inek boynuzu, boynuzlara da renkli boncuklar bağlanmıştı. Erkek dansçıların başında Müslümanların genelde namaz kılarken taktıkları başlık, bacaklarında da şalvar vardı. 

Hayli kalabalık halk dansları topluluğu olarak sahneye çıkan erkek ve kız dansçılar Türkçe müzikler eşliğinde oynamaya başlayınca hayretler içinde kaldım. Halk danslarının çoğunu tanımama karşın böyle kıyafetlerle ''Gemi geliyor gemi / Suyunu yara yara'', ‘Adanalı’’ , ‘’Kâtibim’ gibi türkülerle oynayanları hiç görmemiştim Türkiye’de. Sahnedeki dansçıların Türkiyeli olup olmadığını hemen yanımda duran Yunanlıya sorunca gülümseyerek Türk ekibi olduğunu onayladığını anlayınca ‘’No, no’ diyerek bir yanlışlık olması gerektiğini anlatmaya çalıştım ama adam halen gülümsemeye devam ediyordu. Benzer biçimde farklı görünümlü iki kişiye daha sorunca ne yazık ki aynı alaycı gülümsemeyle Türk ekibi olduğunu anlatmaya çalıştıklarını anlayınca yavaşça oradan ayrıldık.

Hem şehirdeki gece etkinliği olan festivalde gördüklerimiz, hem de şarj için bile elektrikten para istediklerinden çok kızdık ve sabah Camping  Batis Beach den ayrıldık.

kavala

Camping  Batis Beach

Kavala festivalindeki halk dansların ıizlerken Ermenistan ekibi dikkatimi çekti. ''Ben bu ezgileri bir yerlerden anımsıyorum'' diye düşünürken Yeşilce ve Topçam Yaylaları Turizm Merkezi sınırları içinde yaşayanların düğünlerde oynadıkları bazı oyunları görünce içim sızladı. Bir zamanlar birlikte yaşadıkları Anadolu topraklarındaki kültürel etkileşimi ne Ermenistan politikacıları, ne Yunanistan politikacıları ne de Türkiyedeki politikacılar yok edememişler. Yunanistan radyolarında kıvrak kemençe eşliğinde söylenen rumca türkülerin Rizeli hemşehrilerimizin kemençe eşliğinde söyledikleri türkçe türkülere benzemesi halkların kültürel etkileşiminin her şeye rağmen inadına devam aedeceğinin kanıtı sayılabilir.

 

 

Anasayfaya Dön

 

 
geziler