TAYLAND

''Leyleği Havada Görmek'' diye bir söz vardır bizde. 2014 yılının son günlerinde leyleği havada görmüş olmalıyız ki 29 Aralık 2014 günü İstanbul Atatürk Hava Limanı'ndan gösterişli bir Emirates uçağı ile saat 23.30 da Dubai'ye uçtuk. Bankok' a gitmek için 11 saat beklemeyi göze almamızın nedeni, bu zaman aralığında Dubai'nin ana merkezlerini gezmeyi umuyorduk ama vize engeline çarptık.

'Gezi öncesi çok araştırma yapmıştım ama hiç gerek duymadığım konu Dubai vizesi olmuştu. Hani yüzde doksandokuzu müslüman olan Türkiye'ye yüzde yüzü müslüman olan kardeş ülke Dubai vize uygulayacak değil ya...Neyse... 11 saatlik kardeş tutukhanesinde kaldıktan sonra, saat 22.35 te iki katlı Emirates uçağıyla Bangkok'a doğru havalandık.

Uçaktan indikten sonra, gözümüze kestirdiğimiz bir çiftin arkasına takılarak pasaport kontrol noktasındaki kuyrğa geçtik. DEPARTURE CART üzerindeki boş bölümleri doldurduktan sonra pasaportlarımızla birlikte gümrük polisine verince bazı bölümlerin yanlış doldurulduğunu anladık. Görevli hiç acele etmeden gerekli işlemleri yaptı, sonra da kağıt üzerine birşeyler yazarak bize verdi. Kağıtta SA-WAD-DEE yzıyordu.

Hava limanının bagaj bölümünden valizlerimizi aldıktan sonra ilk işimiz I harfini aramak oldu. Turizm danışma bürosundan Bangkok ve Tayland haritalarını aldıktan sonra ilk lokantaya uğrayarak ekmek arasına sıkıştırılmış peynir ve haşlanmış yumurtalı sandviçle karnımızı doyurmaya çalıştık.

Nasa Vegas Hotel'e ulaşmak için Sty Line'e binip, Ramkhomnoeng istasyonunda inmemiz gerektiğini önceden öğrenmiştik. Yuvarlak sandoz tabletlerine benzeyen sarı renkli iki tane tek yön bileti alarak Sky Line 'nin ilk durağına geldik. Militarizmin ha bire düdük öttüren özel giysili görevlisi yolcuları sıraya sokup bir düdük daha öttürdükten sonra trene sırayla bindik. Yol boyunca hiçbir kimse konuşmuyor, gülmüyor, hatta gülümsemiyordu. Yaşlı, engelli, hamile ve gazilere de önem veren yoktu.

Tirenden indiğimizde bir banka oturarak birazcık dinlenmek istedik ama, ağzında düdük olan bayan görevli yanımıza yaklaşarak, asansörle aşağı inmemiz için kibarca yardımcı oldu.

Otel girişinde gerekli işlemleri yaptırırken yeni bir şey daha öğrendik. Beş günlük otel ücreti kadar depozito ödememiz gerekiyormuş. 2000 Baht vererek paranın üzerini geri vermesini bekledim ama görevli, üzerinde 1.552.40 yazan depozito makbuzunu elime tutuşturdu.

Otelimiz çok büyük, tertemiz, güvenli ve ucuz sayılırdı. Önceki yıl Avrupa'nın

ASOK - BANGKOK                                                                                           TAYLAND

e - posta aracılığı ile Sino Apartment yöneticisiyle birçok kez haberleşmiştik. Yabancılık çekmeden 3 km yürüyerek adresi bulduk ama pek beğenmedik. İlk işimiz hava limanında elimize tutuşturdukları ücretsiz sim kartlara ilişkin yeni telefon ve internet abaneliği oldu. Türkçeden başka dil bilmeyen bizler için bu işlemleri yaptırmanın zorluğunu herkes bilemez ama, bize yardımcı olmaya çalışan mağaza görevlisi bayan Novi'nin emeklerini unutamayacağız.

Fecebook aracılığı ile tanıştığımız Sn. Egemen Örs'ü telefonla arayarak geldiğimizi haber verdik. Ertesi gün ON NUİT bölgesinde buluşarak hem tanışmak hem de oradaki İPREMIUM sukhumvit 81 deki sütüdyo tipi konaklama yerine bakmak istediğimizi söyleyince, onun konakladığı yer olduğunu öğrendik. Güzel tesadüf oldu ama odaların hepsi doluydu ve ancak bize pazartesi günü bilgi verebileceklerdi.

Her A planının yanında bir de B planının olması her gezimizin vazgeçilmez kuralı olduğundan ertesi gün bayan Novi'yi aramak oldu. Adını aklımızda tutmak olanaksızdı ama eşimle birlikte fotoğrafını çekmiş olmam işe yaradı. Süpermarket görevlilerden birisine fotoğrafı gösterdiğimizde, pazar günü izinli olduğunu öğrendik. Telefonla arayarak bizimle görüştürdüler ancak ertesi günü geleceğini anlamış olduk.

Yüksek yapılarla çevrelenmiş AKAMAİ istasyonundaki üst geçitten karşıya geçerken neylei karşılaştık dersiniz? Yeni kuaförden çıkmış, tertemiz ve şirin elbiseler içinde masum bakışların gizlendiği güler yüzüyle karşımızda Novi duruyordu. Şaşkınlıktan olacak, küçük sevinç çığlıkları arasında eşimle kucaklaşmaları görülmeye değerdi. Meğer caddenin karşısında bizi görmüş...

Yanımızda taşıdığımız ''Çorum Leblebisi'' paketini hediye olarak verdiğimizde Novi'nin şaşkınlıkla karışık sevinci evrensel duygu belirtilerinin en küçüğüydü. Ev kiralamak için gezmemiz gerektiğini anlatmaya çalışarak ayrılmak istediğimizde, kendisinin de yardımcı olmak istediğini anladık.

.Bu kez NANA havaray istasyonunun çevresini gezmeye karar vermiştik. İki yanına birahanelerin sıralandığı Sukunvit 4 sokağına girince pek şaşırmadım. Duyguları bedenlerinin önünde koşan varlıklı Avrupa'lı yaşlı delikanlılar, kendilerinden çok küçük olan Taylandlı gençlerle yüksek sesli müzik eşliğinde eğlenmeye çalışıyorlardı. Bir ara TÜRKİŞ KEBEP tabelasının altındaki tavuk ve kırmızı et dönerleriyle yakınındaki dövme ''Maraş dondurması' ile cebelleşen kısa boylu, kara kuru, orta yaşlı adamı görünce sevinmedim desem yalan olur. Bir fırsatını bularak yaklaştığımda  ''Dondurma verelim. Buyurunuz'' diyerek başladı hayat öyküsünü anlatmaya.

''Bir gün Kapadokya'da yanlış bir bilet almışım. Bir de baktım Bangkok'tayım. On yıldır burada yaşıyorum. Taylandlı bir kadınla evlenmiştim, sonra  boşandım. Şimdi oğlumla birlikte yaşıyorum. Adım Ahmet Aksungur. Etleri müslüman bir Pakistanlıdan alıyoruz. Çekinmeden yiyebilirsiniz.''

''Türkiye'den başka birileri var mı?'' dediğimde biraz gururlu biraz da pişkince kendisini göstererek ''Bir Kapadokyalı Tayland'a yeter'' dedi.

Kapadokya'lı dondurma ustasından ayrılarak Sukunvit caddesinin öteki sokaklarına girince Antep baklavalarının sergilendiği vitrini gördük. Satıcı konuşmamızı duymuş olmalı ki ''Ben Suriyeli'yim. Buranın asıl sahibi Türkiyeli Orhan Bey, birazdan burada olur'' dedi.

''Bir günde bu kadarı da fazla!'' derken, Suriyeli genç ''Bakın hemen şurada İstanbul Resteorant var. Oranın sahibi de Adana'lı'' diyerek bizi sokağın öbür ucuna yönlendirdi.

Geleli 4 gün olmadan Bangkok'da İngilizce Dil Okulu açan Egemen Örs'ü, Kapadokyalı Maraş dondurması ustası Ahmet Aksungur'u, Gaziantep baklavası satan Suriyeli Türkmeni tanıdık derken, 35 yaşında Dünya'nın öteki ucundaki Tayland'ın başkenti Bangkok'da İstanbul Restorant adıyla bir işletme kuarak başarı kazanan Adanalı Metin Sinan ile karşılaşmak gerçekten anlatılması zor yaşantılardır.

Mis gibi kokan, keklik kanı gibi görünen sıcak Karadeniz çayını yudumlarken çevremizde oluşan dost canlı sevecen insanların oluşturduğu kümede kimler yoktu ki? Kavuçuk üretim işleriyle uğraşan İstanbullu Mustafa Güneş ve Şırnaklı arkadaşı, restorant çalışanları ve daha başkaları...

Ahşap masa ve sandalyelerle tefriş edilmiş tertemiz restorantın yemek vitrinini Adana usulü tavuk ve dana etinden hazırlanmış şiş kebaplar, fırında patatesli tavuk haşlama, Taneleri sayılacakmış gibi duran pirinç pilavı, biber ve patlıcan dolma, karnıyarık, sütlaç ve de tadına doyamadığımız, günlerce özlemini çektiğimiz ezogelin çorbası ile süslenmişti.

Bir gün sonra aynı masanın çevresinde Türkiye'nin başka bölgelerinden gelmiş insanlarla karşılaştık. Turizm işleriyle ilgilenen Kerim Ergüven'den önemli bilgiler öğrendik. Bence Türkiye'den Tayland'a gelecek olanların tanışması gereken ilk kişi genellikle Phuket'de yaşayan Kerim Ergüven olmalı. Bu inançla izin alarak telefon numarasını burada vermeyi görev bildim. + 66 85 337 38 67

Sohbetin sonlarına doğru ortak tanıdıklar olduğu da anlaşıldı.

Phuket'de SABAİ DE PATON HOTEL işletmecisi ÖMER CAKAL +66 076 345 351

Saumi'de ROMAN RESTEORANT işletmecisi AYDIN ZEYBEK 0866 079241

Devamı için tıklayınız ...

Fotoğrafları görmek için tıklayınız ...

 

Anasayfaya Dön

TAYLAND VE YİYECEKLER

MUZ

İlk tadına baktığım meyve muz oldu. Bizdekinden pek farkı yoktu ama bir türü daha kısa ve şişmanca idi.

ANANAS

İşi garantiye almak için büyük mağazaların meyve reyonlarından alarak bizde satılanlar ile kıyasladım. Çok sulu ve çok tatlıydı.

KORE ELMASI

İlk gördüğümüzde bordo renkli dolma biber sanmıştık, yanılmışız. Çekirdeksiz, az sulu, tatlı bir meyve. Chang Classıc marka biraya mükemmel eşlik ediyor.

JACKFRUİT

Yuva kavununun içi gbi safran sarısı renginde, sarı orkide gbi albenisi olan, biraz tatlı ama önceden tanımadığım nefis bir aroması olan meyve. İçerikleri:

Kolayca sindirilebilir, 100 gramında 95 kalori var. C vitamini kaynağı. Antiosidan. Tohumları protein, potasyum, kalsiyum ve demir bakımından zengin.

Jackfruit meyvesinin ağırlığı ortalama 36 kg, boyutları 90x20x50 cm. Yenen bölümü bunun içinden çıkıyor. Bence bu ağacın altında durmak sakıncalıdır...

Tayland'da en az 13 yemek türünde kullanıyorlar.

PAPAYA

Ağaçta yetişir. Meyveleri kavuna benzese de balkabağı tadında, en fazla yarım metre boyunda ve 5 kg ağırlığındadır. Tohumdan çoğaltılır, 3 yılda meyvve verir, ömrü 8 yıldır.

Meyvesi demir, potasyum, kalsiyum, fosfat mineralleri ve A, B1, B2, B5, ve C vitamini yönünce zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Fazla kullanımı havuçta olduğu gibi allerji yapabilir. Yaprağı, meyvesi, tohumu antihelmintik alkoloit  içerdiğinden vücuttaki asalakları ortadan kaldırır. Yüksek dozlarda tehlikelidir.

Beklediğim lezzeti pek bulamadım. Bunun da genetiği ile oynamışlar...

TAY FRİED GRAND NOODLES
(Phad Siewe)

Telşehriye kalınlığında kurutulmuş eriştenin kaynar suda 15 dakika bekletilmiş haline eklenenler:

domuz eti
bitkisel yağ
sarımsak
çin lahanası (pe-tsai)
yumurta
istiridye sosu
soya sosu (tatlı)
şeker
karabiber

ESKO LOTUS adlı süpermarketin meyve reyonlarında ping-pong topu büyüklüğünde, koyu yeşil ve taş gibi limonları görünce bir poşet dolusu aldık. Poşette 10 tane vardı ve fiyatı 20 baht idi.

geziler