SURİYE GEZİ NOTLARI

Laskiye Şam yolu kenarındaki belki de tek olan servis lokantası, aile için özel bölümü bile  olan iyi döşenmiş bir yerdi. Buzdolaplarındaki koyun ve dana etleri, turşu ve salata türlerinin yanında yöreye özgü humus va adını bilemediğimiz çeşitli yiyecekler vardı. Biraz Türkçe konuşabilen garsona fırında tepsi içinde pişirilen köfteden l lilo sipariş verdik. Türkiye’deki ekmek kültürünü gezi süresince boşuna aradık. Bizdeki yufkayı anımsatan lavaş dışında bir dilim ekmek bile bulamamanın ilk burukluğu ile karnımızı tıka basa doyurduktan sonra tepsideki kalan köfteleri de paket yaptırarak yanımıza aldık. Ödediğimiz ücreti görüce, bir gün önce Adana’da yediğimiz adana kebap fiyatının üçte biri kadar olduğunu anladık.

ŞAM

Şam’a vardığımızda akşam karanlığını yırtan vitrin ışıkları çoktan yanmıştı. Şehir merkezine ulaşabilmek için içinde orta yaşlı bir bey ile ilki genç kızın bulunduğu bir otomobili durdurdum. Çeşitli yöntemler kullanarak sonunda sorunumuzu anlattığımda önde oturan genç kız ingilizce anlatmak istedi olmadı, orta yaşlı bey Fransızca anlatmak isdedi olmadı.

Ardından Ercan arkadaş Almanca konuşmak istedi yine olmadı. Eşim lise yıllarında öğrendiği bölük pörçük İngilizcesiyle konuşarak, ilerdeki kavşaktan sola dönmemiz gerektiğini anlayınca, otomobilin arkasında oturan genç vedalaşma selemı olarak yüksek sesle ‘Van Münit’ diyerek gülümsedi.

Kavşaklardan birisinde görev yapan trafik polisinden aldığımız yardım ile ilk bulduğumuz otelin önünde durduk. Deynekçilik yapan kürt asıllı Suriyelinin yönlendirmesiyle otomobillerimizi  pak edip, birlikte birkaç yıldızı olan otelin lobisine çıktık. Odaların temizliğini denetledikten sonra pazarlık yaparak her oda için 40 Amerikan doları karşılığında anlaştık. Deynekçiye de bahşiş vererek odalarımıza yerleştik. Bir an önce Şam sokaklarının gece yaşantısını görmek için renkli ışıkları bol meydana açılan caddelerden birisine girdik. Yürüyüş yönümüzü belirleyen renkli vitrin ışıkları olmuştu. Karşımıza çıkan sokak satıcıların en tipik olanı seyyay mırro satıcısı oldu. Kararımızı beklemeden ibrikten doldurduğu mırro fincanını Ercan arkadaşın eline tutuşturulmuştu satıcı. İlk yudumda yüzünün aldığı şekilden devamınnı içemeyeceğini anlammış olmanın kurnazlığı ile ercan arkadaşa sataşmaya başlayıca, fincanda kalan bölümünü cadde kenarındaki ağacın dibine döktüğünü gördüm.

Şam'da İranlı Turistler

Bulunduğumuz bölgede alkollü içecek satan bir tek iş yeri vardı. Raflarda gösterime sunulan alkollü içeceklerden viskilerin, şarapların, biraların ve Suriye rakısı Arak’ın fiyatlarını incelemeye başladık. Türkiye’deki alkollü içecek fiyatlarını düşününce, şaşkınlığımızı gizleyemedik. Yetmişlik JB markalı viskinin fiyatı 250 suri yani yaklaşık olarak 10 Türk lirası civarındaydı ama şaraplar çok pahalı sayılırdı. Efes birası Ankara fiyatlarına eşdeğerdi. Malibu şişesinin etiket fiyatını görünce, hiç tereddüt etmeden bir şişe JB ile bir şişe malibu alarak oradan ayrıldık.

Biraz ileride kız ve erkek gençlerin kümelendiği meyve salatası ve meyve sularının karışımından yapılan içeceklerin satıldığı yere  yöneldik. Beyaz başörtülü genç kızlardan birisi sevgi dolu ışıltılı gözlerle gülümseyerek ‘Ben Türkmenim. Yardımcı olabir miyim?’ dedi. Bulunduğumuz ortamda konuşabildiğimiz halde ‘dilsiz’, duyabildiğimiz halde sağır gibi yaşamaktan kurtulmuş olmanın mutluluğu ile sohbeti ilerletmeye başladığımız bir anda, çeşitli meyve sularının karışımı ile yapılan içeceklerin içine malibu ekleyarak ikram eden Ercan arkadaşa ‘Bu güzel kız da sizinkilerden’ diyerek yeni söyleşi konusu açmaya çalıştım.

Devamını okumak için tıklayınız ...

Gezi Fotoğraflarını Görmek İçin Tıklayınız ...

Anasayfaya Dön

geziler