Rusya 2015
Rostov Oblastı  
 

Tiflis-Rostov yolculuğu (bilet ücreti 140 lari) 18  saat süreceğinden yanımıza su, bisküvi ve ekmek aldık ve 21 temmuz 2015 günü saat 12.30 da hareket ettik. Yolculuğumuzun ilk saatlerinde ikram edilen kek, biküvi ve meyve sularını da çantamıza yerleştirdik. Ülkemizin 20 yıl önceki ikinci sınıf otobüs işletmeleri düzeyinde olan bir  konforla başladığımız yolculuğun dikkat çekici yanı yanyana koltuklarda oturanların arasında erkek kadın ayırımının yapılmammış olası sayılır.

Bir bölümü yeni yapılmakta olan yolun kıyısında mola veren otobüsten inince Kafkas Dağları'nın eteklerinde bizdeki Zile Pestili'ne benzeyen yöresel yiyecek ve keçe başlaıklar gibi giysiler satan insanlarla karşılaştık.

Boşalan şişelerimizi dağın yamacından akan buz gibi kaynak suyu ile doldurduktan sonra sanki sadece bir otobüsün geçebileceği gibi yapılmış dar yoldan Kafkas Dağlarına tırmanmaya başladık.

Rusya ve Gürcistan'da gerçekleşen bolşevik devriminden sahneler sergilenen Rusya Gürcistan Dostluk Anıtını ve Gürcü Ortodoks manastırı Jvari'yi gezemeden, kış sporları için uygun hale getirilmiş bölgedeki büyükçe otellerin arasından kıvrılarak geçtikten sonra Kazbegi/Verhni Lars gümrük kapısına geldik. Saat 16.30 da Tergi Çayı'nın yatağında olan Daryal (Kazbek) Geçiti üzerindeki Gürcistan Gümrük Kapısı'ndan kolayca geçtik. Sıra Rusya Gümrüğüne gelince görevlilerin kuşkulu sorularına inandırıcı yanıtlar vermek zorunda kaldık. Bölgede bazı sıkıntılaar olası nedeniyle Rusya'ya giemeyeceğimizi söyleyen genç ve güzel baayan görevliyle arkadaşım Murat Bey İngilizce konuşarak anlaşmaya çalıştı. Gezi programımızı öğrenen görevli, isteksiz de olsa giriş yapmamızı onayladı.

Önce geniş mısır ve ayçiçeği tarlalarının bulunduğu Rusya Federasyonu'nda, Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti "Kafkaslar'ın Hakimi" Viladikavkas'ı sonra Kabardey-Balkarya Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçık'ı geçtikten sonra Don Nehri kıyısındaki (Rostov-na-Donu) Rostov Oblastı'na ulaştık.

Askeri bir disiplin içinde yönetilen otobüs terminalindeki bilet gişilerinin önünde bekleşen kalabalığın ne anlama geldiğini akşama doğru, Astrahan'a gitmek için bilet alırken anlayabildik. Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra otobüs terminalindeki büfeden kentin haritaasını alıp, Don Nehri'ne doğru yürümeye başladık. Nehir üzerindeki köprüden bakınca, Don Nehri'nin kıyısındaki büyük gemileri, yüksek vinçleri, demiryolu köprüsünden geçen trenleri, biraz daha gerilerde yeşillikler arasına serpiştirilmiş konutları, gezinti alanlarını görünce bu keentin sovyet dönemindeki önemini daha iyi anlamış olduk.

Köprünün ayağını çevreleyen merdivenlerden inerek ücretsiz internet hizmetinin verildiği, gezinti yollarının, parkların, heykel ve eylence yerlerinin bulunduğu çiçeklerle süslü yere geldik. Amacımız Don Nehri boyunca kuzeye doğru gezi yapmaktı ama gezi teknelerinin program tabelalrındaki açıklamaları bir türlü anlayamıyorduk.

İKüçük çocuğunu gezdirmeye gelmiş olan modern giyimli bir beyden yardım alınca böyle bir gezi teknesinin ya da gezi gemisinin olmadığını anladık ve şehrin iç bölümlerine doğru yürümeye başladık.

Sokakta tavla oynayıp Türk Kahvesi içenlerin Türkçe billeceklerini düşünerek yanlarına yaklaştığımıızda yanılmadığmızı anladık. Dövüş sporları öğretilen ya da yapılan iş yerinin önünde  oturan Azerbaycaan'lı irikıyım beylerden zor zar bazı bilgileri aldıktan sonra hızla yanlarından ayrılmamız gerektiğini anlayarak şehrin en kalabalık olduğu sokağa daldık. Bizdeki semt pazarları gibi olan pazar yerindeki satıcıların çoğunluğu orta sınıfın altındaki zar zor geçinen insanlardı. Elma, kiraz, çilek, dut  ve ahududu gibi meyveelerin; domaates, biber, hıyar gibi sebzelerin; nehir ve deniz balıklarının satıldığı tezgahlardan domates, hıyar ve ahududu aldık. Bunları yıkamak için Kutsal Bakire Meryem Doğuşu Katedrali'nin çevresinde su aradık ancak onarım çalışması yapıldığından yakınına bile ulaşamadık.

Burada da beden dili işe yaradı. Meyveeleri yıkamak istediğimizi anlatmaya çalıştığımız bir bey bizi kasapların ve peynircilerin bulunduğu devasa bir yapıya getirdi. Sanki şehrin bütün kasapları buradaydı. Sıralanmış tezgahlarda kümes hayvanları, sığır ve domuz etlerinin satılddığı tezgahların sahipleri bağırıp çağırmadan müşterilere hizmet vermeye çalışıyorlardı. Üst katta satışa sunulan çeşitli peynirlerden bazılarının tadına bakarak öğle yemeğimiz için bir miktar kaşar peniri satın aldık.

Rostov Oblastı'ın yönetim merkezi Rostov-na-Donu'dan, Astrahan Oblastı'nın yönetim merkezi Astrahan'a gidecek trenin sabah hareket edeceğini öğrenince gece yolculuğunu otobüsle yapmak zorunda kaldık.

Rostov-na-Donu temiz, düzenli, sakin, güven verici ve şiriin bir kent olarak aklımızda kaldı.

Devamı için tıklayınız ...

Anasayfaya Dön

 

geziler