VERONA

Önceden hazırladığım gezi planına göre Sirmione’ye ulaşmak için otoban dışındaki yolları tercih ettiğimden Nevigasyonun adres yerine bir sonraki il merkezini yazıyordum. Bu kez bu kararım için çok sevindim ama gezi planımızda olmadığından Verona’da ancak 45 dakika kalabildik.

 

 

Alp dağlarından çıkıp Verona’dan geçen Adige Irmağı üzerindeki Pietra Köprüsü’nün üzerinden San Giorgo katedralinin fotoğrafını çekip köprübaşındaki kemerli kapıdan geçerek şehrin içlerine doğru yürüdük. Zamanımızın kısıtlı olmasından ne Arena’yı, ne de Romeo ve Juliet’in evlerini görebildik.

 


SİRMİONE

Garda Gölü’nün süsü sayılan Sirmione Kasabasında konaklayarak çevreyi gezmeyi düşünmüştük. Yol kenarındaki Camping Tiglio tabelasını görünce otomobilimizi önüne park yaparak resepsiyondaki genç bayan görevliye önceki kap makbuzlarında birisini göstererek buradaki konaklama fiyatını sordum. Aldığım yanıtın olumlu olduğunu otomobilde bekleyen eşime söyleyip pasaportlarımızı getirdiğimde, ikinci dünya savaşı döneminin kültürüyle büyüdüğü belli olan yaşlı iki bayan Türk olduğumuzu anlayınca, ikisi birlikte elleriyle de pekiştirerek ‘ful, ful, ful’ diyerek öteki müşterilerle ilgilenmeye başladılar. Yanlarında çalıştırdıkları zavallı genç bayan ne yapacağını bilemeyen şaşkın ördek örneğinde olduğu gibi gözlerini başka yere çevirirken biz de oradan ayrıldık.

Sirmione’ye yürüme mesafesindeki Villaggio Turistico Lugana Marina görevlisi orta yaşı devirmek üzere olan iki bayan, Türkçeden başka dil bilmeden buraya kadar gelişimize hayretler içinde kaldıklarını gizlemeden yardım etmeye çalışırken, öte yandan bizi anlayamamanın üzüntüsü içinde kıvranıp duruyorlardı. Hemen ‘İnternet. Google Translate’ diyerek önlerindeki bilgisayarı gösterdim.

İkisi birlikte gülüşerek teknoloji harikasının olanaklarından yararlanmaya başladılar. Gecelik konaklama ücreti olarak 18 € ödedikten sonra Musolini kültürüyle büyümüş İtalyan bayanlarına olan kızgınlığımızı hafifletmek için gölün kıyısındaki çimlerin üzerine çilingir masasını kurarak bir şişe İtalyan marka kırmızı şarap açtım...

Garda Gölü'nün doğu kıyısınca doğayı hiç örselemeden yapılan yolda ilerlerken bu kadar verimli kullanılabilen başka bir turizm bölgesinin olup olmayacağını düşünüyordum. Aklıma 'Kradeniz Bölünmüş Otoyolu' yapılırken yok edilen o güzelim koylar geldi.

İki gece konakladığımız kamptan ayrılırken hedefimizi belirleyip, harita üzerinde Como Gölü'nü işaretledik. Göl kıyısında Madonna, Ronaldinho, Sylvester Stallone gibi ünlü ya da çok zenginlerin evleri bulunduğundaan, otomobilimizi durdurarak birkaç kare fotoğraaf çekmeye bile yer bulamadık. Göl çevresindeki dik yamaçlara pano gibi tutturulmuş yapıların arasındaki dar sokaklardan tırmanarak İsviçre sınırları içinde kalan Logano Gölü'ne yöneldik. Sınır kapısında hiçbir denetim olmadan İsviçre'ye geçtik.

Gezinin İsviçre bölümü için tıklayınız ...

 

Anasayfaya Dön

 

 

 
geziler