İTALYA   2014   Milano

Rapallo'dan ayrılmak ve dağları aşmak için nevigasyon kullanmayı denedim ama ilk dakikalarda işe yaramadığını anladım. Sefere çıkmak üzere hazırlanan belediye otobüsünü görünce haritayı alarak doğruca benim yaşlarda olan şoföre doğru koşuşturdum. İyi insanmış adam. Bir çırpıda önce Cviahari'ye oradan da Rezzoaglio yönüne gitmem gerektiğini benim dille anlattı.

Teşekkür edip ayrılarak, bir gün önce fotoğraf makinesine memori cart aldığımız yerleşim yerine Cviahari'ye yöneldik. Bizden başka sadece bisikletçilerin bulunduğu bol kıvrımlı devlet kara yolunda ilerlerken, birkaç saat sonra yüksek ağaçların oluşturduğu ormannlık arazide yükseltisi 875 m olan geçide ulaştık. 1. Dünya Paylaşım Savaşı'nda ölen askerlerin mezarlığındaki anıtın, dinlenme yerinin, küçük şapelin ve sık ağaçlarla kaplı dağların fotoğrafını çektikten sonra kuzeye doğru akan ırmağın kıyısı boyunca yolumuza devam ettik.

Kayın ağaçlarıyla çevrili yolun kenarındaki çeşmeden boş su şişelerini ve termosu buz gibi yayla suyu ile doldurduktan sonra çevereyi seyederek ilerliyorduk. Birinci kümdeki insanların yol kenarında ne yaptıklarını anlayamadan ikinci kümedekileri görünce merakım biraz daha arttı. Araştırıcı gözle bakınca herkesin elinde birer sepet, sepetlerde de beyaz mantarları görünce Karadeniz Bölgesinde mantar toplayanları anımsadım. Bizimkiller mantarları poşetlere,  bunlar ise söğüt çubukları ile yapılmış olan çevresi süslü, ağzı kapaklı sepetlere dolduruyorlardı.

Emilia Romagna

Karanlık olmadan Milano'daki kamp yerine ulaşmamız gerektiğini bildiğimizden, otbana girerek hızlıca CAMPEGGIO CITTA Di MILANO'ya geldik. ''Burnuna kadar doldurmuşlar'' diye bir söz vardır ya, gerçekten de her yer tıka basa doldurulmuştu. İrili ufaklı kamp çadırları, ertesi gün kaçacakmış gibi duran lüks motokaravanlar, tatil boyuncaa orada duraacakmış gibi yerleştirilmiş çekme karavanlar, bizdeki şehirler arası otobüslere benzeyen abartılı karavanlar limon kasaları gibi yanyana sıralanmıştı. Biz de  kampın en dip köşesinde bulduğumuz 25 mtrekarelik yere çadırımızı kurarak şehri gezmeye çıktık.

Elimize tutuşturdukları krokide belediye otobüsünün son durağı işaretlenmişti. edbirli olmak için yine de 35 yaşlarında olan birisinden yardım istedik. Çok şey söyledi ama biz pek bir şey anlamayınca yaklaşan otobüsü el işaretyle durdurarakbu kez sürücüsüne bizi göstererek birşeyler söyledi. Duraklayan otobüse binince ücretini ödemek istedik ama başarılı olamadık. Son durakta para göstererek ücreetini ödemek istediğimizi anlatmaya çalıştık ama otobüs sürücüsü ''Boş ver gitsin. Bu kez de benden olsun'' işareti yaparak gülünce biz de gülmeye başladık.

           

Alışılmamış bir şehir merkezinde inmmiştik otobüsten. Çoğunluğun gittiği yöne doğru biz de yürümeye başladık. Roma, Napoli ya da Viyana şehirlerinde olduğu gibi meydanlar aradık ama sivrisinek sürülerinin istilasına uğramış cadde ve sokakların birleştiği göbekli kavşaklardan başkasını bulamaadık. Bir kaç kare gece fotoğrafı çektikten sonra kamp yerine dönmek için son durağa geldik. Otobüs bileti almak için metro istasyonuna indik ve ilk karşılaştığımız insandan yardım istedik. CAMPEGGIO CITTA Di MILANO nun broşürünü göstererek o yöne gitmek istediğimizi ve bu nedenle otomatik bilet makinesinden bize 2 bilet almasını rica ettik. Adamcağız gülerek bir şeyler söylüyordu ama hemen anlayamamıştık. Meğer o da aynı kampta kalıyormuş, o da bilet almak için gelmiş istasyona. Gülüşmeler arasında bilet için makinenin dokunmatik tuşlarını tıklarken bir ara dil bölümü seçeneği gözüktü. Bize dönerek hangi dil diye sorunca bu kez ipleri hep koyverdik. Ne fark eder ki, bize iki bilet al be kardeşim deyince bu kez o da katla katıla gülmeye başladı.

Otobüse bindiğimiz yerden farklı bir yerde inmiştik. Üç aileydik ama karanlıkta sağımızı solumuzu bile göremiyorduk.Norveçli olan paniklemeye başlamıştı ama Fıransız olaan ne yaptığını iyi biyordu. Hayli yürüdükten sonra kamp yerinin ışıklarını gördüğümüzde herkesin rahatladığı davranışlarından anlaşılıyordu.

Sivrisineklerin özgürce dolaştığı, bozuk duş musluklarının önemsenmediği, yakınındaki büyük baş hayvan barınağının kokusunu kamufle etmek için o yöndeki bölüme tavuk ve tavşan gibi hayvan kafeslerinin yerleştirildiği kampta başka seçeneğimiz olmadığı için kalmıştık. Onlar da biliyor olmalı ki akşam söyledikleri fiyata sabah 4 € daha ekleyerek bir gece konaklama ücreti olarak bizden 36 € aldılar.

Milano'dan Venedik'e kadar uzanan Po Ovası'ndaki toprakların çok verimli olduğunu biliyordum ama, kilometrelerce ekili arazilerden elde edilecek olan mısır ve soyanın nerelerde ve nasıl kullanıldığını halen anlamış sayılmam...

 

Anasayfaya Dön

 

 
geziler