GEZİLERDEN
|
|

|
BULGARİSTAN
Gelinimizin Belerus'lu olması, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini otomobil ile gezmeye karar vermememizi kolaylaştırmıştı. Bir ay boyunca gezi için gerekli olan evrakların neler olduğunu çok farklı kaynaklardan araştırmamıza karşın, ne yazık ki hiçbir makam, kurum kuruluş ve kişi bize gerekli yardımda bulunamamış olduğunu gezi boyunca yaşayarak öğrenmiş olduk.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
|

|
SIRBİSTAN
Avrupa ülkelerinde taşıtlar için gerekli olaan yeşil sigortamızın eksik olduğunu öğrenince, 110 dolar ödeyerek, sadece Sırbistan'da geçerli olan yeşil sigortayı yaptırdık.
Sırbistan'ın tüneller bölgesinden geçtikten sonra küçük ve şirin Niş kentinin çevre yolu başlangıcındaki Hürriyet gazetesinin tesisleri olarak bildiğimiz HOTEL NAIS'e ulaştığımızda gazete ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını öğrendik. Küçük bir araştırmanın ardından, yolumuz üzerinde buradan daha temiz ve güvenli olabilecek konaklama yerinin olmayacağını öğrenince 100 euro vererek iki kişilik iki oda kiraladık.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
|
 |
MACARİSTAN
Kıpkızıl gelincik çiçeklerinin ara sıra birazcık farklılık oluşturduğu Sırbistan'ın yemyeşil tarım arazilerini geçtikten sonra, bereketli dümdüz Macar ovasını görünce Osmanlı ordularının buralara kadar kolayca gelerek, neden at oynatıp pala salladıklarını anlamış olduk. Bir karayolunda olması gereken tüm ayrıntıların düşünülerek gerçekleştirildiğini saptadığımız temiz, düzenli ve güvenilir otobanın kenarındaki dinlenme tesisinde mola verdiğimizde Türk tır şoförleriyle sohbete başladık.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
|

|
SLOVAKYA
Budapeşte'den Krakow'a kestirme yoldan yani otobanlara girmeden Zvolen kentinden geçerek gitmek isteyince işler karışmaya başladı. Küçük bir yerleşim merkezinden geçtikten sonra görevli polis bizi farklı bir yola yönlendirdi. Tek şeritli ve daracık yollardan geçerken birkaç gündür sürekli ve yoğun biçimde yağan yağmurlar nedeniyle Tuna nehrinin taştığını ve yolların su altında kaldığını öğrendik. Yönlendirme tabelalarında sadece bir sonraki yerleşim merkezinin adı yazılı olmasından dolayı, bir süre sonra kaybolduğumuzu anladık. Elimizdeki haritanın yetersiz ölçekli olması işleri biraz daha karmaşık hale getirdiğinde, yoldan geçen bir otomobili durdurarak içindekilerden yardım istedik.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
|

|
POLONYA
Tır şoförleri bizim için en güvenilir yol danışmanı gibiydi. Yol boyunca en çok dikkat ettiğimiz Türk tır plakaları oldu desem, hiç de yalan sayılmaz. Bir bölümü yeni tamamlanmış bölünmüş yolun kenarında, Polonya sınırına kırk elli metre kala büyük harflerle yazılmış "KEBAB" sözcüğünü görünce, bilinmezliklerin getirdiği korkuların kaynağını bir ölçüde de olsa hafifletmek için tır parkının yanındaki lokantanın önüne yanaştım. Beyaz tenli güzel Sılav kadınlarının garson olarak çalıştığı lokantada kimi Sivaslı, kimi Adanalı, kimi Trabzonlu, kimisi de Giresunlu olan tır şoförleri yemek molası için sohbete başlamışlardı. Selam verip eşimle birlikte içeri girdiğimde, olağan olmayan bir yolculuğun en önemli belirtisini görmüş olmanın şaşkınlığını yaşadıklarını, gözlerindeki soru dolu bakışlarından anladım.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
|

|
BELARUS
En yüksek yerinin deniz seviyesinden yüksekliği 345 metre olan Belerus'un genellikle çam ve akçakavak ağaçlarının oluşturduğu ormanlarının içinden geçen karayolları sanki büyük bir cetvelle çizilmiş gibiydi. Yol kenarlarındaki büyük levhalara yapılan hayvan resimlerinden, çevrede ayı, kurt ve tilki gibi canlıların yaşadığı anlaşılıyordu. Uzun bir zaman aralığında otomobilin direksiyonunu bir kez bile sağa sola çevirmediğimi anlayınca, gerekli önlemleri alarak yol kenarında güvenli bir yerde durup, çok sayıda fotoğraf çekmeye başladım. Karayollarının tümünde trafik kurallarına tam olarak uyulduğunu görünce, "Buralarda bizden başka Türk vatandaşı yok galiba" diyerek günün esprisini patlattım.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
|
 |
UKRAYNA
Belki doğu Avrupa ülkelerinin en geri kalmış ülkelerinden birisi Ukrayna'dır. Otobanda maksimum hız sınırının 130 km olduğunu öğrenince önce inanamamıştım. Ama Ülke girişindeki hız sınırını gösteren tabelayı ve otoban kalitesini görünce aradaki çelişkinin trajikomik tiyatro eserlerindeki gibi olduğunu anladım. Otomobilimiz, dünya piyasalarının en iyilerinin arasında olmasına karşılık, bir kez bile hız göstergesindeki ibrenin 90 sayısını geçememesi, otoban ve öteki kara yollarının kalitesini anlatmaya yetecektir sanırım.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
HOTİN KALESİ
|

|
ROMANYA
Birinci Dünya paylaşım savaşında kazanımlı çıktı. İikinci Dünya Paylaşım Savaşında faşizme yöneldi. Kızıl Ordu tarafından Yenilince Kominist Romanya Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yönetimini kabullendiği Çeausecsu'ları alelacele usulen yargılayıp kurşuna dizerek öldürdü. Nato'ya, ardından Avruupe Birliği'ne girdi.
Doksan yılda denemediği kalmayan Romanya Avrupa'nın en kolay en verimli ve en uysal pazarlarından birisi olma yolunda. Bacau Bükreş yolu üzerindeki küçük, temiz, güvenli ve düzenli olan üç yıldızlı LEVİSTİCİUM HOTEL'de bir gece konakladık. Oda ücreti 50 euro olan otelin karşısındaki süpermarketin ışıklı tabelalarını okuyunca kendimizi Türiye'nin büyük şehirlerinden birisinde sandık. Metro, Praktiker, Real, Dedeman, Iveco, Dacıa, Renault, Nıssan, Baumax tabelalarının ışıkları, pazarın gelişmişliğinin ölçüsü gibi inadına göz kamaştırıyordu.
Devamını okumak için soldaki fotoğrafa tıklayınız...
|
|
verçenik |
KÜLTÜR DOĞUŞTAN KAZANILMAZ
Köy Enstitüsü dergilerinden birisinde bir özlü söz okumuştum. 'Arıyı ve Karıyı Gezdireceksin' diyordu.
Çalışanların doğal gereksinimlerinden birirsi de dinlenmedir. Gerektiği zaman dinlenemeyenlerde çoğu kez biyolojik ve psikolojik rahatsızlık belirtileri görülebilir. Yaşam kalitesini bozabileceği gibi, önemli iş gücü kaybına bile neden olabilen yorgunluktan kurtulabilmenin yollarından birisi doğal yaşam ortamlarında gezi yapmaktır.
Ülkemizde insanların gezerek dinlenebileceği ter temiz doğal ve yapay ortamlar çok sayıdadır. Yaylalar, dağlar, meralar, denizler, milli parklar, koruma alanları, avlaklar, otlaklar, tarihsel yapı ve kalıntıların bulunduğu yerler ile akarsu, şelale ve göller bunlardan bazılarıdır.
Gezi, dinlenmek için yapıldığı gibi bazen de değişik kültürlerle tanışarak eğitim ve kültür birikimini çeşitlendirip zenginleştirmek için yapılmaktadır. Ülkesini sadece yazılı ve görsel kaynaklarla tannımanın yeterli olacğını sananlar, yaptıkları her gezide yanıldıkldrını daha iyi anlayacaklardır.
Kimi insanlar başkalarından kültürlü olmalarını bulundukları sınıfın, soyun, dinin ya da ırkın neden olduğu doğuştan getirilen özelliklerden kaynaklandığını sanarak yaşarlar. Oysa, kültür doğuştan sonra kazanılır. Bu kazanımı sağlayacak önemli etkenlerden birisi eğitim olduğu gibi diğeri de gezidir.
Aydın Altunöz
|
|
|
|
| |
|