Altınoluk

Altınoluk Edremit Körfezi'ne bakan yamaçlardaki zeytinliklerin yerine, yere yatırrılmış çok katlı apartmanlar gibi sıralanan yazlık evlerin arasından geçerek Kazdağları'nın eteklerindeki pililerin arasına sıkıştıkrılmış gibi duran Altınoluk'a gelince İsviçre'deki ortaçağdan kalma Stein am Rhein'ı anımsadım. Bir orayı bir de burayı düşünürken Avrupa Birliği'ne alınmamızı geciktiren önemli nedenlerden birisini içim sızlayarak gördüm. Abdullah Efendi Konağı'nın önüne geldiğimde, 1927 yılına kadar adı “Papazlık” olarak geçen Altınoluk'da 16 yy. dan kalma (Kanuni Sultan Süleyman dönemi) tek bir yapının ayakta kalmayı başaramdığı belli oldu.

Modernitenin tutsağı olmuş yöneticilerin, aydınların ya da mimar ve inşaat mühendislerimizin ayıbı olarak düşünülen çarpık yapılaşmanın durdurulması için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından yapılan çalışmalar övgüye değeer nitelikteydi.

Modern yapı araç ve geereçlerle yapılmış çirkin yapıların arasında varlığını korumayı başarabilmiş güzel binaların klasik yapı malzemeleriyle geleneksel yöntemlerle (meodern eğitim almamış ustalar tarafından) yapılmış olması ilgi çekiciydi.

Meydandaki ulu çınarların gölgesinde Kırım Tatar usulü çiğ börek (çi börek) yerken ''36 tescilli yapısı bulunan Altınoluk, kentsel SİT alanı ilan edilerek önemli miktarda harcamalar yapılmış olmasına karşın Avrupa'daki örnekleriyle yarışabilir nitelikte olmaması oryantalizm ile açıklanamaz.'' yargısına vardım.

1980 den sonra hızlıca kapışılan kıyı arazilerinde mantar gibi çoğalan yazlık konut yapımından sonra 2010 da moda olan devremülk satış ofisindeki pazarlamacı güzel kızlarla buluşmak için Altınoluk'dan ayrıldık. (2012)

 

Anasayfaya Dön

 

geziler