anasayfa    makaleler    gezi    sanat   eğitim    öyküler    fotoğraflar    iletişim    forum   TOPÇAM BELDESİ                  Copyright © 2009
bulgaristan
    

                   BULGARİSTAN

         Gelinimizin Belerus'lu olması, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini otomobil ile gezmeye karar vermememizi kolaylaştırmıştı. Bir ay boyunca gezi için gerekli olan evrakların neler olduğunu çok farklı kaynaklardan araştırmamıza karşın, ne yazık ki hiçbir makam, kurum kuruluş ve kişi bize gerekli yardımda bulunamamış olduğunu gezi boyunca yaşayarak öğrenmiş olduk.

          Önce her aile için iş bankasına 26 Türk lirası ödedikten bir gün sonra Bulgar yetkililerden randevu alabilmek için telefonla İstanbul'u aradık. Telefonla konuşan bey, Bulgaristan'da kalacağımız gün sayısına yedi ekleyerek bulacağımız sayı kadar süreli gezi sağlık sigorta poliçesini, eksiksiz olarak doldurulmuş iki adet transit geçiş vize formunu, üç buçuk, dört buçuk santimetre ebatlarında ve arka fonun beyaz olan iki adet yeni çektirilmiş fotoğrafı, araç ve gezi masraflarını karşılayabilecek kadar paramızın herhangi bir bankadan alınacak olan İngilizce  (dekıont) mektubu bir sonraki gün (Perşembe günü) saat 09.00 da Bulgaristan Büyük olduğunu belgeleyenElçiliğine teslim edilmesi gerektiğini uzun uzun anlattı. Yanlışlık olursa, aynı ödemenin tekrar yapılarak tekrar randevu alınması gerektiğini de anımsatarak, "Anlamadığınız bir husus var mı?" diye birkaç kez sorarak iletişimi sonlandırdı.

         Yedi yaşından küçükler hariç olmak üzere herkes için 60 euro vererek Bulgaristan vizesi için başvuruda bulunduk.Salı günü tamamlanan vize işlemlerinin ardından, 02.06.2010 tarihinde Kapıkule gümrük kapısından geçerken karşılaştığımız ilk engel, uluslararası sürücü belgemizin olmamasıydı. Gezi boyunca hiçbir ülkenin polisi tarafından önemsenmeyen uluslararası sürücü belgesini 265 Türk lirası vererek aldık. Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Slovakya, Polonya, Ukrayna ve Romanya ülkelerinin hiç birisinde olmayan bir uygulama olarak, her pasaporta vurulan mühür için 15 Türk lirası daha ödedikten sonra Bulgaristan gümrüğüne girdik.

          Gümrükçüleri ve polisi hakkında söylenen olumsuzlukların hiçbirisini yaşamadan Bulgaristan'a girdiğimizde sıradan bir yerleşim yerindeki benzinlikte mola verdiğimizde, ilk dilencinin yaşlı bir Türk olduğunu görünce içim sızladı. "Ben de Türk'üm oğlum. Gör halimi, acı ve bir yardımda bulun" dediğinde, genel ilke olan kuralı uygulamaya başladım. "Dilenciye verilen her sadaka, onların sayısını artırmaktan başka işe yaramaz" düşüncesiyle banka kartlarını göstererek yanımda para taşımadığımı söyledim. Israrlı yalvarışlarından kurtulamayacağımı anlayıp, Türk parası vermeye yeltendiğimde "O para burada geçmiyor. Euro vermelisin" deyince, aracımın ön camlarını usulca kapatmaya başladım. Benden umudunu kesen yaşlı kadın, yol arkadaşımın bir eurosunu cebe indirdikten sonra yanımızdan uzaklaşarak biraz ileride park yapmış olan BMW marka araca yaklaştı.

          Bulgaristan'daki mısır ve ayçiçeği tarlalarını görünce içim sızladı. Aynı mevsimde Adana ovasındaki mısırlar çoktan ürün vermiş olmasına karşın, buradakiler on beş santim bile büyüyememişti. Antalya'nın Kumluca  İlçesindeki domates, biber, patlıcan, kavun, muz ve çilek seralarını anımsayınca, "Komşularımızla Sıfır Sorun" politikasının başarılmasıyla Bulgaristan'ın Türkiye için iyi bir Pazar olabileceğine inanmaya başladım.

          Otomobilimizin lastiklerinin güvensiz, yamalı ve kalitesiz otoban asfaltında çıkardığı tık tık tık, tak tuk tık, tırrrrk tık tak tuk gibi seslerinin müzik seslerini bastırdığı yolun bitiminde Sırbistan gümrüğüne geldik.
         

 

 

 

bulgaristan

Gezinin  Sırbistan bölümünü görmek için
tıklayınız

Anasayfaya Dön

Sayfa Başına Dön
bulgaristan