belarus

BELARUS 2010

En yüksek yerinin deniz seviyesinden yüksekliği 345 metre olan Belerus'un genellikle çam ve akça kavak ağaçlarının oluşturduğu ormanlarının içinden geçen karayolları sanki büyük bir cetvelle çizilmiş gibiydi.  Yol kenarlarındaki büyük levhalara yapılan hayvan resimlerinden, çevrede ayı, kurt ve tilki   gibi canlıların yaşadığı anlaşılıyordu.  

Uzun bir  zaman aralığında  otomobilin direksiyonunu bir kez bile sağa sola çevirmediğimi anlayınca, gerekli önlemleri alarak yolkenarında güvenli bir yerde durup, çok sayıda fotoğraf çekmeye başladım. Karayollarının tümünde trafik kurallarına tam olarak uyulduğunu görünce, "Buralarda bizden başka Türk vatandaşı yok galiba" diyerek günün esprisini patlattım.

Yemyeşil bir doğanın içinde kaliteli otoban ve bölünmüş karayollarının çokluğu yanında, trafik kurallarına tam olarak uyulması dikkatimizi çekmişti. Kurallara tam uymama karşın, hız sınırının 60 km ile sınırlı olduğu bir yerleşim merkezinden çıkar çıkmaz sollamak zorunda kaldığım TIR, trafik polisi tarafından durdurulmama neden oldu. Belerus'lu gelinimizin tercümanlığı ile yaptığımız hatanın gerekçelerini anlattıktan sonra ceza uygulaması yapmayan görevliye teşekkür ederek fotoğrafını çektik. Türklerin konukseverliğinin burada da farklı biçimde  yaşatıldığını görünce, karşılaştığımız hoşgörüye teşekkür etmek için birini kendine diğerini de eşine olmak üzere polis memuruna iki parfüm hediye verdik

325.000 nüfuslu Vitebsk şehrinin girişi  sayılabilecek döner kavşağın kenarında, 20 metre civarında, birbirine çok yakın iki beyaz sütun gibi göğe uzanan anıt heykelin heykelin fotoğrafını çektikten sonra, bölünmüş yoldan şehre girdik. Yol kenarındaki küçük yapay gölcüklerde balık tutmaya çalışanlar dikkatimi çekti. Yemyeşil bir çevrede küçük üç beş kulübenin içinde piknik yapanlar vardı. Göğe yükselen Mavi mangal dumanı  piknikçilerin akşam sefasına hazırlandıklarının nişanı gibi geldi bize. Bir üst geçidin altından geçtikten sonra ilk trafik ışıklarından sola dönerken, araç  ve insan trafiğinin çok seyrek olduğunu gördük. İki bölümlü bulvarın kenarındaki eski yapıların Sovyet döneminden kalma olduğunu düşünerek, sağa sapan ilk yoldan konaklayacağımız yere geldik. Aracımızı sokak kenarındaki  yüksek ağaçların altına park ettik. 

Ayrılık hasretinin ne olduğunu, annenin kızına  sarılırken yaşadığı derin duygu yükünden anlamaya çalışıyordum. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde 1970 yılında yapılan apartmanın girişinde annesini bekleyen genç kızın; onu gürünce, ona doğru koşarken, ona sımsıkı sarılırken ne düşündüğünü, duygularının ne olduğunu çok merak ediyordum. Merakımı giderebilecek tek bir belirti bulamamanın burukluğuyla eve girdiğimde, birkaç gün boyunca beklenen konuklara hazırlanan akşam yemeğinin hazır olduğunu öğrendim. Küçük bir antreye açılan  küçük koridorun sağında yatak odası, karşısında mutfak, solunda ise Türklerin misafir odası dediği biçimde bir salon vardı.  Bir metrekareden biraz büyük olan yemek masasına özenle yerleştirilmiş tertemiz servis tabaklarının içine çorba kaseleri konulduğundan, açılış yemeğinin burada da çorba olduğunu anladım. Gondol biçimindeki servis tabağının içindeki salatanın neden yapıldığını merak ediyordum. İnce kıyılmış beyaz pancar ile rendelenmiş sarı havuçlar çoğunluğu ele geçirdiğinden, öteki malzemeleri seçemedim.

Eski Sovyet ülkelerini gezmek istediğimi söylediğim zaman, yetmişli yılların hızlı sosyalist düşmanı olan arkadaşlarımdan birisi "Oraları gezip de ne yapacaksın? Yiyeceğin sadece patates ile lahana olacak" diyerek, biraz da alay dolu sözlerle konuşmuştu. Akşam yemeğinde, iyi sotelinmiş yumurta büyüklüğündeki dana etleriyle pişirilmiş patates yemeğini görünce, geçmiş yıllara ilişkin düşüncelerden   arınmak uğruna Rus votkasından hızlıca bir yudum içmek için ortam oluşturmaya başladım. Ev sahibimiz, bir yudumda içilebilecek kadar hacimli kadehlerle, alkol oranı %40 olan XumHuua  marka votkadan doldururken, bizleri evinde konuk olarak ağıralmanın gururunu yaşıyordu.. 

Türkiye'de yaşayan insanlara göre daha uzun boylu ve beyaz tenli olan insanların dingin davranışlarının kaynağının geniş, yeşil ve dümdüz ovaların içindeki çok düzenli şehir planlamasından olabileceğini sanıyorum. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminin siyasal anlayışına göre planlanan şehirdeki yapılar tek merkezden ısıtıldığından, her evde her zaman sıcak ve soğuk su bulunmaktaydı. Beş katlı, yanlamasına uzatılmış apartman blokları arasındaki parklar, bulvarlar ve sosyal mekanlar abartılı biçimde özenle yapıldığından, günümüzde ve gelecek yılların tümünde insanların gereksinimlerini karşılayabilecek  biçimdeydi. Bulvarın başlangıcındaki kubbe biçimli mimarisi olan Ortodoks kilisesinin yanından bakınca karşı taraftaki Katolik kilisesinin sivri çan kulesi gözüküyordu. İki bulvarın kesiştiği kavşağın yanındaki Buz Pateni salonunun yakınındaki mini sirkin renkli ışıkları gençleri buraya çekmeye yetiyordu. Düşük bel pantolon, açık göbek buluz ya da mini şort giyerek eğlenmeye çalışan genç kızların ve genç kadınların dikkat çekici çoğunluğu yanında, erkekler forsu silik bir hayal gibi kalmıştı.

Okuma yazma oranı %99 olan Vitebsk şehrinde gezerken ben kadınları, eşim erkekleri saymaya çalışarak ilginç bir oyun başlattık. Sayım sonuçları çok ilginç çıktı. Beş dakikada ben 35, eşim 15 sayısına ulaşınca "Anladın mı şimdi bayanlar neden çok süsleniyorlar?" diyerek gülmeye başladım.  

Belerus rublesi ile Türk lirası ilişkisini kurabilmek için marketlerdeki fiyatları incelemeye başladık. Fiyat etiketlerinin üzerindeki sayıları ikiye böldüğümüzde bir malın yaklaşık olarak kaç Türk lirasına karşılık geldiğini anlayınca, her şeyin Türkiye'den çok pahalı olduğunu gördük. Mahalle marketinin vitrinlerinde dana, tavuk ve kuzeydeki denizlerden tutularak kurutulmuş ya da dondurulmuş olan balık etleri, değişik peynirler ile çok az sayıda meyve ve sebze türleri  vardı. Türkiye'deki fiyatının yaklaşık altı katı ile satılıyondu domatesler. Belerus'da satılan havuçları görünce, "Nallıhan havuçlarını kolye olarak boynumuzda taşımaktan gurur duyarız" diyerek şakalaşmaya başladık.

Belarus ile ilgili fotoğrafları görmek için tıklayınız

 

Anasayfaya Dön

 

 
geziler